Şu son birkaç gün nasıl da hızlı geçti anlatamam. Frankfurt'ta düğünden önceki son günler olması sebebi ile koşuşturduk durduk. Çok çok güzel bir iftar davetine gittik. Özellikle buralarda böyle davetlere katılmak bizim gibi "çöpsüz üzüm" iki öğrenciyi çok çok mutlu etti. Hatta buradaki arkadaşlarımız, mannevi anne ve babam- ki beni hiç tanımadan sadece telefon ile görüşerek beni evlerinde 3 hafta misafir eden kişiler- Türkiye'deki düğüne gelemeyecekleri için bize minik bir süpriz kına gecesi bile yaptılar:)
Ve şu son iki gün de valiz hazırlamak ve eksikleri tamamlamak için o mağaza senin o market benim gezdim durdum. Hala da almayı unuttuğum şeyler var:((
Bu nedenledir ki blogumu ve okuduğum blogları çok ihmal ettim çok. Artık telafi ederim Türkiye'de:))
O zaman şu şarkı ile bitireyim postu, şurda ne kaldı ki uçağın saatine, gece yarısı evde evimdeyim:)) Eee o zaman, yolcudur Abbas bağlasan durmaz:)
genel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
genel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
16 Ağustos 2011 Salı
10 Ağustos 2011 Çarşamba
Hava nasıl oralarda?
Türkiye'ye yaz sıcakları çoktan gelmiş güneş ışıl ışıl parlarken biz Almanya'da son 11 yılın en soğuk temmuz ayını yaşadık. Her gün yağmur yağar mı, yağdı valla. Buz gibi bir hava, evlerde hırkasız oturmak ne mümkün, resmen kasım ayı gibi. Eğer bide benim gibi sıcak seven bir insansanız vay halinize. Kalın hırkalar, yünlü çoraplar anca kurtarıyor. Ee ben bunları şimdi giyersen kışın ne yapacağım çok merak ediyorum doğrusu:))
Sıcak havalarla ilgili tüm umutları ağustosa bırakmıştık ki o da bizi hayal kırıklığına uğrattı. Şu 10 gün içinde sadece 1 gün 20derecenin üstüne çıktı. Bu gidişle yaz hiç gelmeden biz sonbahara adımımızı atacağız sanırım. İple çekiyorum haftaya olan Türkiye yolculuğunu her ne kadar on yüz milyon tane yapılacak iş beni beklese de.
Düğüne tam tamına sadece 20 gün var ama daha kuaförler ayarlanmadı. Hadi Kayseri'deki kolay ama Ankara'da kime gitmeli hiç bilmiyorum. Şöyle kibar bir topuz sade bir makyaj benim hayalim ama fiyatlar resmen uçmuş uçmuş. Normal topuza 50 lira diyen kuaförler, gelin kişisinin ben olduğunu duyunca fiyatı bir anda 400-500 liralara uçuruyor. Kuş mu konduracak, ne yapacak anlamadım valla.
Eh bi kuaförle bitmiyor ki daha müzik ve fotografçı halledilecek. Mekanlar ile süsleme konusunda son kez görüşülecek. Nikah için provaya gitmek lazım ama "can" düğünden sadece 5 gün önce Türkiye'de olabilecek. Biz hala ilk dans müziğimizi, giriş müziğimizi seçemedik. Of daraldım yine. Ve bu işlerin bazılarını biz sadece telefondan halletmek durumundayız ki o da ayrı bir dert.
Anlayacağınız buralarda hem havalar kötü hem bizim pek havamız yok. Bakalım neler olacak???
foto:spiegel.de
7 Ağustos 2011 Pazar
Başlarken
Ne de zormuş meğer ilk postu girmeye çalışmak, halbuki okumak çok ama çok kolaydı. Kaç kere yazıp sildim ben de bilemedim ama acemiliktir, olsun o kadar. 6 yıl önce portakalagaci ile başlamıştım blog okumaya, yazma sırasının bana gelmesi için bu güne kadar beklemem gerekiyormuş demekki. Hadi bakalım burdan başlayalım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
